Bu, terapi ekolleri hakkında en sık sorulan sorulardan biridir. Cevabımız net: Hayır. Bireyin yaşadığı zorluklar çoğu zaman yalnızca ona ait değildir; sistemik yaklaşım, bireyin içinde bulunduğu geniş ilişkisel ağı ve bağlamı da merkeze alır.
Sistemik bakış açısı denilince akla ilk gelen aile ve çift terapisi olsa da, bu ekol bireylerle de derinlemesine çalışır. Çünkü birey, çevresinde izole bir durumda değildir; belirli bir bağlamda, ilişkiler, roller ve aktarılmış deneyimler içinde var olur.
Sistemik terapi; kişinin yalnızca iç dünyasına odaklanmak yerine şunları da kapsar:
Güncel ve geçmiş ilişkiler
Aile öyküsü ve kuşaklararası aktarımlar
İçinde bulunulan sosyal ve kültürel bağlam
Sistemik bir terapist ile bireysel süreçte çalışırken şu temel soruların izini sürüyoruz:
İlişkilerin seni ve kimliğini nasıl şekillendirdi?
Ailenden ve kültüründen bugüne hangi anlatıları taşıyorsun?
Hangi roller, beklentiler ve aile dinamikleri seni bugünkü haline getirdi?
Bu süreç, bireyin kendi öyküsünü daha geniş bir çerçevede, yani "sistemik" bir perspektifle yeniden anlamlandırmasına yardımcı oluyor.
Sistemik terapi, sadece semptomu ortadan kaldırmayı değil, semptomun beslendiği yapıyı dönüştürmeyi hedefler. Bu yaklaşım size şu konularda destek sağlar:
Kendini sadece bireysel değil, ilişkisel bir varlık olarak görmenize.
Aileden gelen ve fark edilmeden devam eden tekrarları keşfetmenize.
İçinde bulunduğunuz bağlamı tanıyarak döngüleri kırmanıza.
Süren kalıpları sorgulayarak değişimi başlatmanıza.
Sistemik terapi şu kritik soruyu sorar: "Bu yaşadığın duygu sadece sana mı ait, yoksa bir aile hikâyesinin devamı mı?" Kendini bir sorunun merkezi gibi görmek yerine, o sorunun nasıl oluştuğuna dair ilişkisel ağı fark etmeni sağlar. Bu bakış açısı, "Bende ne yanlış gitti?" sorusundan ziyade, "Nasıl oldu da buraya geldik?" sorusuna odaklanır. Bu da çözümün sadece bireyin omuzlarında değil, sistemin içinde aranabileceği anlamına gelir.
Terapiye bireysel başlamak, yalnız olduğun anlamına gelmez. Sistemik bakış, seninle birlikte odadaki "görünmeyenleri" de fark etmeyi amaçlar. İlişkiler içinde şekillenen yaraları, yine ilişkisel bağlam üzerinden anlamlandırarak iyileşme yolculuğuna eşlik eder.