Hayat bazen renklerini kaybediyor ve her şey gri bir sis bulutunun arkasında kalıyor. Kendinizi sürekli yorgun, isteksiz ve dünyadan kopmuş hissediyorsunuz. Çoğu zaman bu durumu sadece kendi içinizdeki bir arıza gibi algılıyorsunuz. Ancak depresyon aslında sadece sizinle değil, içinde nefes aldığınız sistemlerle ve geçmişten bugüne taşıdığınız bağlarla yakından ilgili görünüyor.
Hiçbir şeyden zevk almıyorum: Eskiden sizi heyecanlandıran hobileriniz, sevdiğiniz yemekler veya arkadaş toplantıları artık tamamen anlamını yitiriyor. İçinizde büyük bir isteksizlik ve boşluk hissi hakim oluyor.
İçimde tarif edilemez bir boşluk var: Sanki göğüs kafesinizin içinde kocaman bir kara delik varmış gibi hissediyorsunuz. Ne yaparsanız yapın bu boşluğu dolduramıyor ve anlamsızlık duygusuyla baş başa kalıyorsunuz.
Karar vermekte çok zorlanıyorum: En basit günlük seçimler bile (ne giyeceğiniz veya ne yiyeceğiniz gibi) devasa bir yüke dönüşüyor. Zihniniz sürekli bir sis bulutunun içindeymiş gibi bulanık görünüyor.
Kendimi çok değersiz hissediyorum: Geçmişteki hatalarınıza takılıp kalıyor ve sürekli kendinizi suçluyorsunuz. Başarılarınızı görmezden geliyor, sadece eksikliklerinize odaklanıyorsunuz.
Geleceğe dair hiçbir umudum yok: Yarının bugünden daha iyi olacağına dair inancınızı tamamen kaybediyorsunuz. Bu umutsuzluk hali, hayatınızdaki tüm motivasyon kaynaklarını kurutuyor.
Sürekli yorgun hissediyorum: Sabahları on saat uyusanız bile yataktan kalkacak gücü kendinizde bulamıyorsunuz. Vücudunuz sanki tonlarca ağırlık altındaymış gibi bir halsizlik yaşıyorsunuz.
Uyku düzenim tamamen bozuldu: Geceleri bir türlü uykuya dalamıyor veya sabahın çok erken saatlerinde, içinizde bir huzursuzlukla uyanıyorsunuz. Bazı durumlarda ise dünyadan kaçmak için günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyorsunuz.
İştahımda büyük değişimler var: Bazı günler ağzınıza tek bir lokma koymak istemezken, bazı günler duygusal boşluğu doldurmak için kontrolsüzce yemek yiyorsunuz. Bu durum kilonuzda ani değişimlere neden oluyor.
Odaklanamıyorum ve unutkanlık yaşıyorum: Okuduğunuz bir sayfa yazıyı üç kez okumanız gerekiyor. İzlediğiniz filmin konusunu takip etmek imkansız hale geliyor ve en basit randevularınızı bile unutuyorsunuz.
Cinsel isteksizlik yaşıyorum: Hayat enerjisindeki azalma, partnerinizle olan fiziksel yakınlığınıza da yansıyor. Bu durum ilişkilerinizde yeni bir stres kaynağı haline geliyor.
Nedensiz bedensel ağrılar çekiyorum: Tıbbi bir açıklaması olmayan mide ağrıları, sırt ağrıları veya geçmeyen baş ağrıları aslında ruhsal acınızın bedendeki birer temsilcisi olarak ortaya çıkıyor.
Kimseyle konuşmak istemiyorum: Sosyal çevrenizden hızla uzaklaşıyorsunuz. Telefonlara bakmıyor, gelen mesajları cevapsız bırakıyor ve kendi kabuğunuza çekilmeyi bir korunma yöntemi olarak kullanıyorsunuz.
En yakınlarıma karşı bile tahammülsüzüm: Sevdiklerinizin en ufak bir sorusu veya hareketi sizde ani bir öfke patlamasına ya da derin bir kırgınlığa yol açıyor. İlişkilerinizdeki o eski uyum yerini bir gerginliğe bırakıyor.
İnsanların içinde kendimi yalnız hissediyorum: Kalabalık bir ortamda olsanız bile oraya ait değilmişsiniz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Kimsenin sizi gerçekten anlamadığını ve dışlandığınızı düşünüyorsunuz.
Sistemik bakış açısına göre aileniz, partneriniz ve sosyal çevrenizle kurduğunuz görünmez bağlar ruh halinizi doğrudan şekillendiriyor. Bazen depresyon, aile sistemindeki bir dengesizliğe verilen bir tepki oluyor. Belki de sistemin içindeki bir çatışmayı sessizce sırtlanıyor veya geçmiş kuşaklardan aktarılan bir yasın yükünü taşıyorsunuz.
Bu noktada depresyonu bir "düşman" olarak değil, sistemde yolunda gitmeyen bir şeylere işaret eden bir "elçi" olarak görüyoruz. Sizin mutsuzluğunuz, bazen içinde bulunduğunuz ilişkisel ağın bir değişim talebi haline dönüşüyor.
Terapi sürecinde tek bir yönteme sıkışıp kalmıyor, size en uygun olan farklı araçları bir araya getiriyoruz. Entegratif terapi burada devreye giriyor. Örneğin, seanslarda şunları yapıyoruz:
Dinamik Perspektif: Geçmişteki erken dönem bağlanma figürlerinizle olan ilişkinizi bugünkü modunuza nasıl yansıdığını inceliyoruz.
Duygu Odaklı Müdahaleler: Sadece düşünceleri değil, bedende hapsolmuş o ağır duyguları fark etmeye çalışıyoruz.
İlişkisel Çalışmalar: Partnerinizle veya ailenizle olan iletişim döngülerinizi fark ederek bu döngüleri nasıl kırabileceğimizi keşfediyoruz.
Depresyon tedavisi sadece belirtileri yok etmekle sınırlı kalmıyor. Bu süreç aslında kendinizi yeniden tanıma ve ilişkilerinizi daha sağlıklı bir zemine oturtma fırsatı sunuyor. İyileşme, kendinizi sistemin içinde yeniden konumlandırdığınızda ve bastırılan parçalarınızla barıştığınızda başlıyor.